Göbekli Tepe Nedir? Göbekli Tepe Nerededir? Tarihi

Dünyamız 11 bin yıl ilkin daha farklıydı.11 Bin yıl ilkin yemyeşil ormanlar ile otlaklar yoktu. Aynı şekilde atalarımız da bir şeyler inşa etmeye hemen hemen başlamamıştı. Doğal atalarımızın bundan 11 bin yıl ilkin neler yaptığını tam olarak bilmemizin bir yolu yok. Nitekim bir arkeolojik kazı alanı olan Göbekli Tepe, atalarımızın neler yaptığına dair bizlere birkaç ipucu sunabilir.

Göbekli Tepe Zamanı

gobeklitepe
Şanlıurfa, Türkiye – 26 Aralık: 26 Aralık 2018’de Türkiye’nin Güneydoğu Şanlıurfa ilinde UNESCO Dünya Mirası statüsüne haiz dünyanın en eski tapınağı olarak kabul edilen Potbelly Tepesi’nin (Göbekli Tepe) görünümü.

M.Ö 10.000 civarında inşa edilmeye başlanan Göbekli Tepe, insanlık tarihinde hocaların, yırtıcı hayvanlar ve kuş kurbanları gerçekleştirdiği ilk mabet olmasını sağlıyor. 5-10 tonluk 7 eş merkezli daireden, 4-6m uzunlukta T şeklinde oyma sütunlardan oluşur.

Oymalar, günlük dünyadaki hayvanları ve yırtıcıları toplu olarak tasvir ediyor. Bazı sütunların antropomorfik özellikleri vardır, sadece ağızları, gözleri yada yüzü yoktur, 1994’ten beri kazılardan görevli kazıbilimci Prof. Klaus Schmidt’e (RIP) bakılırsa muhtemelen tanrıların en eski temsilidir. olanlar. Site kasıtlı olarak MÖ 8000 civarında gömüldü. Bu yüzden avcı-toplayıcılıktan tarıma geçişin bir alegorisi olarak kabul edilen Aden miti (verimli hilalde oturur) ile de bağlantılıdır.

Göbekli Tepe mimarisinin en etkisi altına alan unsuru T şeklindeki sütunlardır. T-şekli, insan vücudunun taraftan görülen soyut bir tasviridir. Bu yorumun kanıtı, bazı orta sütunlarda kol, eller ve kemer ve peştemal şeklinde elbise parçalarının alçak kabartma tasvirleridir.

Muhafazaların içinde net bir sütun hiyerarşisi vardır. Merkezi sütunlar 5,5 m yüksekliğe kadardır, evvelinde tanımlanmış antropomorfik unsurlara sahiptirler. Çevredeki sütunlar daha küçüktür, sadece merkezi olanlardan daha varlıklı bir halde hayvan kabartmalarıyla süslenmiştir. Daima merkezi sütunlara “bakıyorlar” ve aralarındaki sıralar bir tür toplanma izlenimini daha da güçlendiriyor. İnşaatlardaki iş girdisi çok önemli görünüyor.

GÖBEKLİ TEPE DÜNYA’NIN EN ESKİ TAPINAĞI

gobeklitepe kazi
Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Dr. Schmidt, tepeyi dünyaya tanıttı. Potbelly Hill, dünyanın her yerinden insanları kendine çekiyor.Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Dr. Schmidt, tepeyi dünyaya tanıttı. Potbelly Hill, dünyanın her yerinden insanları kendine çekiyor.

Güneydoğu Anadolu’da Germuş dağ sırasının en sonunda yer edinen ve Stonehenge ile neredeyse benzer olan Göbekli Tepe; 1960’lı yıllarda Türk ve Amerikan araştırmacılar tarafınca ortaya çıkarılmıştır. Fakat araştırmacıların o zamanlarda bulmuş olduğu kireç taşı ve çakmak taşından yapılmış levhalar ile eserlerin önemi sadece 1994 senesinde Alman kazıbilimci Klaus Schmidt tarafınca fark edilmiştir. Günümüzde Göbekli Tepeyi inşa eden insanoğlu hakkında azca fazlaca varsayımlarda bulunabilmekteyiz fakat gene de Göbekli Tepe gizemini kısmen de olsa korumaktadır.

Göbekli Tepe projesinde çalışan (2006 yılından bu yana) kazıbilimci Jens Notroff, gönderilmiş olduğu bir e-postada “Anıtlar boyutlarıyla ve inşalarındaki gayretten dolayı öne çıkan istisnai örneklerdir. Göbekli Tepe de bu bağlamda mühim bir örnektir şundan dolayı buradaki anıtlar, anıtsal mimarinin hemen hemen malum ilk örnekleridir. Üstelik Göbekli Tepe, inşa edilmiş olduğu dönemde oldukça hareketli olan bir avcı-toplayıcı kültür bağlamında inşa edilmiştir” demiştir.

HAREKETLİ BİR AVCI-TOPLAYICI TOPLULUK

gobeklitepe avcilik
Simgesel hayvanlar ve taşa oyulmuş ve korunmuş mitolojinin mühim yönleriyle işaretlenmiş bu grupların karakteri şu anda belirsizliğini koruyor.

Arkeologların Göbekli Tepe kazı alanından edinmiş olduğu bilgiler, yapıyı inşa eden insanların oldukça hareketli avcı-toplayıcı bir topluluk olduğu yönündedir. Bunun sebebi ise yapıyı inşa eden insan topluluğunun bölgede mallarını tuttuğuna, ziraat ile uğraştığına ve metal aletler yaptığına dair bir kanıt bulunmamasıdır. Bu durum erken Neolitik dönemde yaşayan insanoğlu hakkında bildiklerimizle de uyuşmaktadır.

Notroff, “Göbeli Tepe, seramik kapların hemen hemen daha buluş edilmediği, çanak çömlek öncesi Neolitik Dönem dediğimiz bir dönemden kalma bir yapıdır. Bu dönemdeki ve bölgedeki yerleşim alanlarını ve bu yerleşim alanlarının tasarımlarını biliyoruz.

Bölgede uzun bir dönem süresince yerleşim de olmamıştır. Göbekli Tepe’de gün yüzüne çıkarılan yapılar görünmüş olduğu kadarıyla ‘tipik’ yerleşim mimarilerinden ziyade ‘hususi amaçlı’ komünal yapılar şeklinde yorumlayabileceğimiz türdendir.” şeklinde bahsetmiştir.

TAPINAK MI? EV Mİ?

Notroff’un açıklamasındaki ‘Hususi amaçlı’ yapılar insanların devamlı yaşamadığı yapı türlerini ifade etmektedir. Bu ‘hususi amaçlı’ yapılar bir mabet, sığınak yada değişik grupların belirli zamanlarda bir araya gelmiş olduğu bölgeler olabilir.

Notroff’a bakılırsa Göbekli Tepe ile alakalı mevcut yorum bir anıt olduğu şeklinde olsa da bu yorumun Göbekli Tepe’de yerleşim olma ihtimalini yada hemen hemen keşfedilmemiş yerleşim bölümlerinin olma ihtimalini ekarte etmemektedir.

Fakat Göbekli Tepe, en yakın su kaynağına 5 kilometre mesafede olan açık bir tepe üstüne kuruludur ki bu durum yerleşim yeri olma ihtimalini düşürmektedir. Aynı şekilde kazı alanı içinde hemen hemen ocak, çöp çukuru yada insanların günlük işlerini yaptığına dair herhangi bir kanıt da bulunamamıştır.

Aynı şekilde Göbekli Tepe binlerce senelik bir sürecin ürünü olarak gözükmektedir. Arkeologların çıkardığı sonuçlara bakılırsa Göbekli Tepe üç ana dönemde inşa edilmiştir. Göbekli Tepe’deki yapılar hemen hemen tamamıyla gün yüzüne çıkarılamamış olsa da toplamda 20 daire içinde yer edinen 200 sütundan oluşmaktadır.

Dairelerin ortalarında iki tane T şeklinde sütun bulunmaktadır ve bir benç ile çevrelenmektedir. Benç ise ortadaki T şeklindeki sütunlara dönük olan ve ortadakilere kıyasla daha ufak, daha kısa sütunlarla süslüdür. En büyük sütunlar 4,8 m yüksekliktedir. Ve ağırlıkları 6-9 ton içinde değişmektedir.

Göbekli Tepe’deki sütunlar üstünde çoğunlukla hayvanları tasvir eden oymalar vardır.

gobeklitepe hayvan figuru
Bir sütun parçasına oyulmuş bir aslan

Fakat bu oymalar tamamıyla hayvanlardan ibaret değildir. Sütunların üstünde geyik ve yaban domuzu şeklinde av hayvanlarının tasviri bulunmaktadır. Bunların yanı sıra tilki, yılan, aslan, turna, akbaba, örümcek ve akrep şeklinde av hayvanı olmayan türlerin tasvirleri de bulunur.(Aynı şekilde oymaların büyük çoğunluğunu da yenilmeyen hayvanlardan oluşturmaktadır.)

Kimi sütunlarda ise mitik insanı figürlerini temsil eden oymalar bulunmaktadır. Bu tasvirler içinde suratsız adım atar, kollar, kemerler ve peştemaller bulunmaktadır. Notroff kazı alanı hakkında “Alanın erken dönem anıtsallığının etkileyiciliği bir yana, bence bu araştırmayı etkisi altına alan kılan esas şey türümüzün tarihindeki mühim noktalardan birinin altında yatan toplumsal anlamdır” dedi.

Göbekli Tepe’nin inşa edilmiş olduğu milattan ilkin 10 binli yıllarda insanoğlu hali hazırda yarı kalıcı yerleşimler inşa etmeye başlamışlardı. Nitekim avcı-toplayıcılıktan ziraat ve hayvancılığa geçiş içinde birkaç bin yıl daha bulunmaktadır. Göbekli Tepe ise iki yaşam seçimi arasındaki bir köprünün iyi mi olabileceğini bizlere göstermektedir. Göbekli Tepe’nin bazı alanlarında insanların ayin olarak oruç tuttuğu anlamına gelebilecek ziyafet kalıntıları da bulunmaktadır.

Göbekli Tepe’nin gerçekte ne amaçla kullanıldığı tam olarak bilinememektedir. Kati olarak ne amaçla kullanıldığı bilinmeyecek olsa da buranın avcı-toplayıcılar tarafınca insanların toplanıp, bilgilerin paylaşılmış olduğu, ürün takaslarının yapıldığı bir yer olarak inşa edilmiş olması oldukça muhtemeldir.


Bunlar da ilginizi çekebilir

 

Yorum yapın